CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNDA YENİ BİR KARAR TÜRÜ OLARAK SORUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞI KARARI ve 694 Sayılı KHK

Ceza Muhakemesi Kanununun “İhbar ve Şikayet” başlıklı 158. Maddesinin değişiklikten sonraki hali aşağıdaki şekildedir:

İhbar ve şikâyet (Madde 158)

“ (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.

(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. 

(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.

 (4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. 

(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir. 

(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.) İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir. 

(7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.”

694 Sayılı KHK ile İlgili Değerlendirmeler

m.11: Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretinde iyiniyetli üçüncü kişiye ait araca elkoyulması ve yeterli teminat gösterilmediği takdirde aracın satılıp bedelinin emanete alınması kolaylaştırılmıştır ki, bu noktada iyiniyetli, yani aracını içinde ne taşınacağını bilmeden veren üçüncü kişiyi malvarlığı yönünden zor durumda bırakabilecektir. Hükümde yer alan “önemli miktar veya değerde uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilirse”ifadesi muğlak olup, içtihatlar oluşuncaya kadar belirsizdir.

Türk Ceza Kanunu m.228’de düzenlenen kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçlarından, kumar için yer ve imkan sağlama suçunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle veya 228. maddede sayılan suçların bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hallerinde, CMK m.128’e göre taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma yapılabileceği gibi, CMK m.135 kapsamında telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın CMK m.139’a göre gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve CMK m.140 uyarınca da teknik araçlarla izleme yöntemlerine başvurma suretiyle delil toplanması ve şüpheli veya sanıklara ulaşılması mümkün hale getirilmiştir.

m.143: Teknik araçlarla izleme ile birlikte gizli soruşturmacı görevlendirme ve sürenin bir katı olarak uygulanmasına ilişkin CMK m.140’da değişiklik yapıldığı görülmektedir. Böylece KHK; CMK m.135, 139 ve 140’da düzenlenen özel delil elde etme yöntemlerinin birlikte uygulanmasına da örtülü olarak izin vermiştir, çünkü bu yasal düzenlemelere göre birisi uygulandığında diğerinin uygulanamayacağına dair ibare bulunmaktadır. Her üç hükümde “başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması durumunda/başka suretle delil elde edilememesi halinde” yazdığından bahisle, bu üç koruma tedbirinin birlikte uygulanamayacağı ve sıralamanın telefon dinleme, teknik araçlarla izleme ve gizli soruşturmacı olarak yapılması gerektiği kabul edilmekte idi (Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 09.07.2015 tarih ve 2015/29744 E., 2015/4468 K. sayılı kararına göre, aynı anda dinleme ve hem de izleme yapılamaz).

m.145: CMK m.158’e hüküm eklendiği, somut suçlama yoksa şikayet edilene şüpheli sıfatının verilmeyeceği, somut delilden uzak ve genel ibarelerle suçlanan bireyin lekelenmeme hakkının korunmasının amaçlandığı görülmektedir. Böylece, her şikayet edilen şüpheli sayılmayacak ve “şüpheli” sıfatıyla ifadesine başvurulamayacaktır.

CMK m.161/8’e göre; “Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır”.

m.147: CMK m.196 sanığın duruşmadan bağışık tutulması ile ilgilidir. Hakim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda SEGBİS tekniğinin kullanılması suretiyle yurtiçinde bulunan sanığın sorgusunu yapılabilir ve duruşmaya katılmasına karar verilebilir. Hükümde yer alan “yukarıdaki fıkralar içeriğine göre” ibaresi çıkarılarak tüm suçlar yönünden SEGBİS’in uygulanabileceği anlaşılmakla, hakim veya mahkemenin zorunlu gördüğü hallerde sanığı duruşma salonuna getirmeden de sorgusunu yapabilmesinin önü açılmıştır .

m.148: CMK m.216 yapılan eklemeye göre, avukatın bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmeyecektir. Böylece, zorunlu müdafiliğin yol açtığı davaların uzama sebebinin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Çünkü mevcut durumda zorunlu müdafi olmadan duruşmanın yapılması ve bitirilmesi mümkün değildir. Bu hüküm, zorunlu müdafiin gelmemesi nedeniyle ortaya çıkan gecikmeleri ve davaların uzaması olumsuzluğunu önlemeyi hedeflemiştir.